Başakşehir'deki Cihan Deri iş yerinde 23 Eylül 2025'te elleri ve ayakları bağlanarak öldürülen Moldovalı göçmen işçi Nicolai Palamarciuc'un davasının ilk duruşması Küçükçekmece 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. ETHA'nın 27 Ekim tarihli duruşma haberine göre mahkeme heyeti, savcılığın tüm sanıkların tutukluluğunun devamı yönündeki talebine karşın sanıklar Aygün Aslan ve Katerina hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrolle tahliye kararı verdi. İş yeri sahibi Metin Çelik, ortağı ve kardeşi Kadir Çelik, Kadir Çelik'in oğlu Cihan Çelik ile Recep Kosif, Yusuf Kenan Aydın ve Muhammet Mustafa'nın tutukluluğu sürecek. Duruşma 13 Ocak 2027 saat 14.00'e ertelendi.
Sendikacılar ve gazeteciler salona alınmadı
Mahkeme heyeti, "salonun küçük olduğu" gerekçesiyle duruşmayı izlemek isteyen sendikacıları ve gazetecileri salona almadı. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 182. maddesine göre duruşma ve hükmün açıklanması herkese açıktır; aleniyet ancak genel ahlak ya da kamu güvenliğinin kesin olarak gerektirdiği hallerde, gerekçeli bir kararla kısıtlanabilir. Salonun büyüklüğü bu sayılan istisnalar arasında yer almıyor. Palamarciuc'un eşi, annesi ve kız kardeşinin davaya katılma talebi ise kabul edildi (CMK 237).
Sanıklar birbirini suçladı
Savunmalarında sanıkların bir kısmı Palamarciuc'un "düşüp fenalaştığını", kendilerinin ona yardım etmeye çalıştığını öne sürdü. Kadir Çelik, olay sırasında silahını çektiğini kabul etti, ancak kimseyi tehdit etmediğini söyledi. Sanık Muhammet Mustafa ise yukarıdan bant ve kelepçe istendiğini, kendisinin bunları götürdüğünü, Palamarciuc'un o sırada "mosmor" olduğunu anlattı. Sanık Aygün Aslan, Palamarciuc'un asansöre zorla bindirildiğini ve ambulansın ancak polis geldikten sonra arandığını söyledi.
Tanıklar da Palamarciuc'un sürekli "polisi arayın" diye bağırdığını, iş yeri kapılarının kilitlendiğini ve kendilerine "polisi aramayın" denildiğini anlattı. Tanıklardan biri, Palamarciuc'un herhangi bir hırsızlık yaptığını görmediğini söyledi. Patron Metin Çelik ise neden polise başvurmadığı sorusuna, şirket avukatının "polis böyle işlere bakmaz" dediğini söyleyerek yanıt verdi.
Davanın hukuki çerçevesi
İddianamede 8 sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 81. maddesindeki "kasten öldürme" ve 109. maddesindeki "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından ceza isteniyor. Adli Tıp Kurumu raporuna göre ölüm "göğüs ve boyun bölgesine baskıya bağlı oksijensiz bırakılma" sonucu gerçekleşti. İddianame, patron Metin Çelik'i diğer sanıkları "azmettiren" ve "suça sevk eden" kişi olarak tanımlıyor. TCK 38'e göre başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezasıyla cezalandırılır; yani azmettirme kanıtlanırsa patron, fiili doğrudan gerçekleştirenlerle aynı cezayla yargılanacak.
Kasten öldürmenin cezası müebbet hapistir. Suçun eziyet çektirilerek işlenmesi ise TCK 82/1-b uyarınca nitelikli hall sayılır ve ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektirir. Ailenin ve göçmen örgütlerinin "işkenceyle öldürüldü" tespitinin karara yansıyıp yansımayacağı, davanın temel sorularından biri olmaya devam ediyor.
Tahliye kararının dayanağı CMK'nın 100 ve 109. maddeleri. Tutuklama, kuvvetli suç şüphesi ile kaçma ya da delilleri karartma şüphesi bulunduğunda başvurulan bir tedbirdir; kanun, adli kontrolün yeterli olacağı durumda tutuklama yerine adli kontrol uygulanmasını öngörür. Mahkeme 2 sanık için yurt dışına çıkış yasağını yeterli gördü, diğer 6 sanık için tutukluluk koşullarının sürdüğüne karar verdi. CMK 108 gereği tutukluluk, duruşmalar arasında da en geç 30 günde bir yeniden incelenecek.
Önceki haberimiz: Nicolai Palamarciuc davası 26 Ekim çağrısı.


