İstanbul'da 14 Ekim'de başlayan sağanak gece boyunca sürdü. İBB, yağışın 1985'ten bu yana kaydedilen en yüksek değerlerden birine ulaştığını açıkladı. Fatih Balat'ta 14 yaşındaki bir çocuk su birikintisinde elektrik akımına kapılarak, Sarıyer Ayazağa'da bir kişi selde hayatını kaybetti. Ayazağa Kemerburgaz Caddesi'nde iş yerlerinde mahsur kalan yaklaşık 200 kişi kamyon, minibüs ve iş makineleriyle, bir kısmı Sahil Güvenlik botlarıyla tahliye edildi.

İstanbul Valiliği 15 Ekim için okullarda yüz yüze eğitime bir gün ara verdi; kamuda çalışan engelli, hamile, gazi personel ile 8 yaşından küçük çocuğu olan kadınlara idari izin verildi. Vali Davut Gül de yurttaşlardan "zorunlu olmadıkça" evden çıkmamalarını istedi. Özel sektörde çalışan işçiler için ise herhangi bir izin ya da çalışmaya ara verme kararı açıklanmadı. Meteoroloji bugün için de İstanbul dahil 48 ilde sarı kodlu uyarı yaptı.

"Kimin için zorunlu?"

Umut-Sen, valilik çağrısına "Kimin için zorunlu?" diye yanıt verdi: "Depoya, fabrikaya, markete, şantiyeye, ofise, mağazaya gitmek zorunda bırakılan milyonlarca işçi ne yapacak? Patron evinde kalabiliyor. İşçi, işe gitmediğinde ücretinin kesilmesiyle, işini kaybetme tehdidiyle karşı karşıya." Sendika, işçinin can güvenliği tehlikedeyse üretimin durdurulmasını ve ücretli izin verilmesini istedi; tehlikeli koşullarda çalışmaya zorlanan işçiler için "ALO UMUT-SEN 0552 286 56 36" hattını duyurdu. İşçi hakları platformu Patronların Ensesindeyiz de selden etkilenen işçilere "Yalnız ve çaresiz değilsin, bize ulaş" çağrısı yaptı.

Evrensel'in haberine göre Kocaeli'de akşam saatlerinde artan yağışın ardından Ford Otosan'da fabrikanın pek çok alanını su bastı. İşçiler bazı hatların durdurulduğunu, ancak üretimin hâlâ sürdüğü yerler olduğunu anlattı. Bir işçi "Sırılsıklam olduk, hâlâ çalışıyoruz. Bir an önce idari izin verilmeli. İçeride bir yerde elektrik kaçağı varsa ne olacak?" dedi. Ford Otosan işçilerinin kurduğu Fo İşçi Bülteni de yönetime "üretimi derhal durdurun" çağrısı yaptı.

Biga'da çadırlar su altında

Çanakkale'nin Biga ilçesine bağlı Selvi Köyü'nde ise mevsimlik tarım işçileri iki gündür selin ortasında. Umut-Sen'in paylaştığı videoda (@MustafaAy2134) su basmış çadırlar ve ıslanan yataklar görülüyor. Sendikaya göre yollar kapalı, su ve yiyecek yok; işçiler aileleri ve çocuklarıyla kendi araçlarına sığındı. Sendika, Çanakkale Valiliği ile Tarım ve Orman Bakanlığı'nın işçilere derhal ulaşmasını, aileleri güvenli bir yere yerleştirmesini istedi: "Tarlada emeğine ihtiyaç duyduğunuz işçiyi afet geldiğinde kendi başına bırakamazsınız."

Yasa ne diyor?

**Çalışmaktan kaçınma hakkı (6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, madde 13):** Ciddi ve yakın tehlikeyle karşı karşıya kalan işçi, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurul yoksa işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve tedbir alınmasını isteyebilir. Kurul acilen toplanır, işveren derhal karar verir ve durumu tutanakla tespit eder; karar işçiye ve çalışan temsilcisine yazılı bildirilir. Talep yönünde karar verilirse işçi, tedbirler alınana kadar çalışmaktan kaçınabilir ve bu süredeki **ücreti ile diğer hakları saklıdır**.

**Tehlike önlenemiyorsa (madde 13/3):** İşçi bu başvuru usulüne uymak zorunda olmadan işyerini ya da tehlikeli bölgeyi terk ederek güvenli yere gider. Kanuna göre işçinin bu hareketinden dolayı **hakları kısıtlanamaz**. Su basmış bir üretim alanında elektrik kaçağı riski gibi durumlar, bu hükmün tartışılacağı tipik örnekler arasında.

**Tedbir alınmazsa (madde 13/4):** Talep etmesine rağmen gerekli tedbirler alınmayan işçi, tabi olduğu kanun hükümlerine göre iş sözleşmesini feshedebilir.

**İşyeri tamamen durursa (4857 sayılı İş Kanunu, madde 24/III, 25/III ve 40):** Sel gibi zorlayıcı bir sebep işyerinde işin bir haftadan fazla durmasını gerektirirse işçi; işçiyi bir haftadan fazla çalışmaktan alıkoyarsa işveren sözleşmeyi bildirim süresi beklemeden feshedebilir. Bu bekleme süresinde işçiye bir haftaya kadar her gün için **yarım ücret** ödenir. Hukuk sitelerinde aktarılan bir Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı da (E. 2016/9116, K. 2019/16141, 18.09.2019) zorlayıcı nedenlerle çalışılamayan ilk bir haftalık süre için yarım ücret ödenmesi gerektiğine, bu yolla yapılan fesihte ihbar tazminatı doğmasa da kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğine hükmetti.

Kısacası işverenin sel ve fırtına sırasında işçiyi can güvenliğini tehlikeye atan koşullarda çalışmaya zorlaması yasal değil; işçinin bu tehlikeye karşı işi bırakması ise ücret ve iş güvencesi bakımından kanunla korunuyor. Hakların kullanılması için tehlikenin tutanakla ya da fotoğraf, video ve tanık beyanıyla belgelenmesi önem taşıyor.