Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş sözleşmesinin sona ermesiyle ücrete dönüşen kullanılmamış yıllık izin alacaklarında zamanaşımı süresinin fesih tarihinden itibaren 5 yıl olduğuna karar verdi. 18 Ekim'de basına yansıyan karara göre, işverenin zamanaşımı itirazında bulunduğu davalarda, fesihten 5 yıl sonra açılan izin ücreti talepleri reddedilecek.

Dosya: 110 günlük izin ücreti zamanaşımına takıldı

Karara konu dosyada, 11 yıl çalıştığı işyerinden ayrılan D.K.'nin kullanmadığı izinlerin ücretini alamadığı belirtiliyor. D.K.'nin vefatının ardından yakınları, inşaat şirketi aleyhine kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacakları için dava açtı. İlk derece mahkemesi, işverenin tazminat gerektirmeyen bir feshi ispatlayamadığını ve işçinin 110 gün yıllık ücretli izne hak kazanıp bunun kullandırıldığının ya da ödendiğinin kanıtlanamadığını kabul etti; Bölge Adliye Mahkemesi de itirazları reddetti. Yargıtay ise kararı bozdu: "Yıllık ücretli izin alacağında zamanaşımı süresi beş yıl olup bu süre fesih tarihinden itibaren başlar. Davacının iş sözleşmesi 04.12.2013 tarihinde sona ermiş, dava ise 24.10.2019 tarihinde açılmış olduğuna göre yıllık ücretli izin alacağının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir."

Hesap basit: 4 Aralık 2013'te biten sözleşme için 5 yıllık süre 4 Aralık 2018'de doldu; dava bundan yaklaşık 10 ay sonra açıldı. 10 yıllık süre uygulansaydı talep 2023'e kadar zamanında sayılacaktı.

Yasal dayanak: 4857 md. 59, Ek Madde 3 ve TBK 147

4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesine göre sözleşme hangi nedenle sona ererse ersin, kullanılmayan izinlerin ücreti son ücret üzerinden ödenir ve "bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar." Sürenin kendisi 2017'de netleşti: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 15. maddesiyle eklenen ve 25 Ekim 2017'de yürürlüğe giren Ek Madde 3, "İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır" diyor; kıdem, ihbar, kötüniyet ve eşit davranmama tazminatlarını da sayıyor.

Tartışma, 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 2017 değişikliği arasındaki dönemdeydi. Bu dönem için bazı kararlarda TBK 146'daki 10 yıllık genel süre uygulanmıştı. Habere göre 9. Hukuk Dairesi, kapatılan 22. Hukuk Dairesi'yle birleşmesinin ardından konuyu yeniden değerlendirdi ve bu dönem için de 5 yılı esas aldı. TBK 147/1, "kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler" için 5 yıllık zamanaşımı öngörüyor.

İşçi için anlamı: Süreyi kaçırmayın

Karar, işçinin hakkını değil, hakkını arama süresini daraltan bir içtihat. Yıllık izin, işçinin dinlenme hakkının parasal karşılığı; çoğu işyerinde izin kullandırılmadan ya da "kullandı" gösterilerek biriktiriliyor. İşçi alacağını çoğu zaman işten ayrıldıktan, yani en güçsüz olduğu anda arıyor. Bu yüzden izin ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı gibi alacaklar için fesihten sonra 5 yıl beklemeden harekete geçmek gerekiyor. İş davalarında önce zorunlu arabulucuya başvuruluyor; 7036 sayılı Kanun'a göre arabulucuya başvurudan son tutanağa kadar geçen sürede zamanaşımı işlemiyor. Fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretleri gibi dönemsel ücret alacaklarında ise süre her alacağın muaccel olduğu tarihten işliyor.