Bartın'ın Amasra ilçesinde Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK) ait ocakta 14 Ekim 2022'de meydana gelen grizu patlamasının üzerinden dört yıl geçti. Eksi 320 kotunda yaşanan patlamada 43 madenci hayatını kaybetmişti. Yıldönümünde madenciler mezarları başında ve ocak kuyusunda anılırken, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) yaşananların "bir kaza değil, göz göre göre gelen bir iş cinayeti" olduğunu vurguladı.

Kuyu başında 43 baret

Demirören Haber Ajansı'nın (DHA) aktardığına göre madenciler, aileleri tarafından mezarları başında anıldı. Facianın yaşandığı ocağın kuyusu başında düzenlenen törene Bartın Valisi Nurtaç Arslan, TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Hakan Yeşil, Amasra Kaymakamı Muhammed Serdar Erdoğan, Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır, madenciler ve madenci yakınları katıldı. Tören sonunda madenci heykelinin önüne dizilen 43 baretin yanına kırmızı karanfiller bırakıldı.

TMMOB: Sorumluluk işletmeyle sınırlanamaz

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, "Amasra Maden Faciasının 4. Yılında: Unutmak Yok!" başlıklı açıklamasında faciayı kamu madenciliğinin zayıflatılmasına, yapılmayan yatırımlara ve iş güvenliği önlemlerinin göz ardı edilmesine bağladı: "Kamu yararının yerine piyasanın ihtiyaçlarını, insan yaşamının yerine üretimin ve kârlılığın sürekliliğini koyan bu anlayış 43 madencimizin yaşamına mal olmuştur."

Çakar, davada 20 sanığa verilen hapis cezalarına yönelik istinaf başvurularının reddedildiğini hatırlattı ve ekledi: "Sorumluluğun yalnızca işletme düzeyindeki yöneticiler ve çalışanlarla sınırlandırılması kabul edilemez. Kamu yöneticileri ve denetim görevlileri de dahil olmak üzere tüm sorumlular hesap vermelidir."

Kozlu, Dursunbey, Karadon, Ermenek, Soma ve İliç'i de hatırlatan Çakar, özelleştirme, taşeronlaştırma ve güvencesiz çalışma politikalarına son verilmesini, kamu madenciliğinin güçlendirilmesini ve işçi sağlığı ile iş güvenliğinin kamusal bir anlayışla yeniden ele alınmasını istedi.

Gözler 6 Kasım'daki kararda

Anadolu Ajansı'nın (AA) derlemesine göre bilirkişi raporları facianın merkezine TTK'daki altyapı eksikliklerini koydu; temel kusur olarak havalandırma yetersizliği ve yapılmayan teknolojik yatırımlar öne çıktı. Mart 2025'te tamamlanan ana davada Müessese Müdürü Cihat Özdemir ile işletme müdürlerinin de aralarında bulunduğu yöneticilere "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 15 ile 17 yıl arasında hapis cezası verildi. Madenci ailelerinin avukatları, cezaların "olası kast" üzerinden verilmesi gerektiği görüşüyle Yargıtay aşamasında itirazlarını sürdürüyor.

TTK genel müdürleri, daire başkanları ve müfettişler ise ana davadan ayrı bir dosyada yalnızca "görevi ihmal" suçlamasıyla yargılanıyor; iki davanın birleştirilmesi talebi reddedilmişti. Bu davada karar duruşmasının 6 Kasım'da görülmesi bekleniyor.

Ailelerin avukatı Melike Polat, Gazete Pencere'ye yaptığı değerlendirmede şöyle dedi: "Genel müdürlük düzeyindeki sorumlular açısından 'görevi ihmal' üzerinden ceza bile verilse biz bunu cezasızlık olarak görüyoruz. Bu yatırımları yapmayan kamu görevlilerinin katliamda doğrudan sorumluluğu var." Polat, bu yönde bir karar çıkması halinde itiraz edeceklerini söyledi.