Gaziantep'te Ahmet Aslansoy Tekstil Fabrikası'nın patronu Ahmet Aslansoy'un, fabrikada çalışan bir kadın işçiye yönelik cinsel taciz ve nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla yargılandığı davanın dördüncü duruşması 20 Ekim'de Gaziantep 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Karar çıkması beklenen duruşmada savcı, esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak için süre istedi; mahkeme talebi kabul ederek duruşmayı 3 Kasım saat 11.20'ye erteledi. Artı Gerçek'e göre taraflar duruşmaya katılmadı, avukatları hazır bulundu.
Savunma kamuoyunu, mağdur avukatları esası işaret etti
Evrensel ve Ekmek ve Gül'ün aktardığına göre sanık avukatları, dosyaya ilişkin sosyal medya duyuruları, haberler ve basın açıklamalarının mahkemeyi etkilemeyi ve Aslansoy'u hedef haline getirmeyi amaçladığını öne sürdü; dosyadaki ses kayıtlarının hukuka aykırı olduğunu savundu. Mağdurun avukatları ise savunmanın davayı esastan uzaklaştırmaya çalıştığını söyledi. İş yerinde tacize uğrayan kadınların yarısından fazlasının korku, baskı ve işini kaybetme endişesiyle şikâyet mekanizmalarına başvuramadığını hatırlatan avukatlar, kadın işçinin "neden iki hafta bekledi?" soruları üzerinden hedef gösterildiğini belirterek sanığın herhangi bir erteleme ve indirim uygulanmadan cezalandırılmasını talep etti.
"Her üç kadın işçiden biri tacize uğruyor"
Duruşma öncesinde Gaziantep Kadın Platformu, Gaziantep Barosu Kadın Hakları Merkezi, İnsan Hakları Derneği, Gaziantep Tabip Odası, BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, sağlık ve eğitim emekçileri ile EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca adliye önünde bir araya geldi. BİRTEK-SEN'in ve müştekinin avukatı Esmer Özer, "İş yerlerinde kadınlar her gün tacize uğruyor. Biz bunu Özak Tekstil direnişinde, DIGEL Tekstil, Şık Makas direnişlerinden biliyoruz. Fabrikalarda her 3 kadın işçiden birisi tacize uğruyor" dedi ve bu dosyadan çıkacak kararın birçok dosyaya örnek olacağını söyledi.
Karaca: "Bu yalnızca bir kadın işçinin davası değil"
Duruşmanın ardından konuşan Sevda Karaca, davayı kadın örgütlerinin ve emek güçlerinin ülkenin her yerinden takip ettiğini söyledi: "Biz çok iyi biliyoruz ki bu yalnızca bir kadın işçinin davası değil. Memleketin her yerinde ekonomik gücünü, siyasi nüfuzunu, etkisini kullanarak kadınları susturabileceğini zanneden, kadınlara göz dağı veren tüm patronlara karşı bir kadın üzerinden tüm kadınların verdiği bir adalet mücadelesi." Karaca, 3 Kasım'daki duruşmada da dayanışmayı büyütmek için adliyede olacaklarını duyurdu.
Dava sürüyor ve sanık hakkında verilmiş bir hüküm yok. Ancak dosya, fabrikadaki iktidar ilişkisinin yalnızca ücret bordrosunda değil, kadın işçinin bedeni ve sesi üzerinde de kurulabildiğini gösteriyor. İşini kaybetme korkusuyla susmaya zorlanan kadın işçiler için adliye önündeki dayanışma, tek başına göze alınması zor bir hak arayışını kolektif bir mücadeleye çeviriyor.


