Anayasa Mahkemesi (AYM) İkinci Bölümü, işçilik alacağı davası arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle usulden reddedilen bir işçinin, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar verdi. 18 Mayıs 2026 tarihli Durmuş Çelik başvurusu kararı (Başvuru No: 2023/33449), bugün 20 Ekim 2026 tarihli ve 33406 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Askerlik nedeniyle ayrıldı, alacağını istedi
Karara göre başvurucu, çalıştığı işyerinden askerlik nedeniyle iş sözleşmesini feshederek ayrıldı. Yürürlükteki 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi, muvazzaf askerlik nedeniyle işten ayrılan işçiye kıdem tazminatı hakkı tanıyor. Başvurucu 10 Ağustos 2018'de Afyonkarahisar Arabuluculuk Bürosu'na başvurdu. 3 Eylül 2018 tarihli son tutanakta uyuşmazlığın konusu "işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan" talep olarak yazıldı; tutanağa göre işveren telefonla başvurucunun hiçbir alacağı olmadığını, aksine kendisinde başvurucunun senedi bulunduğunu, bu yüzden hiçbir tazminat ödemeyeceğini söyledi. Arabuluculuk anlaşmasızlıkla bitti.
İşçi 28 Eylül 2018'de, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 500 TL kıdem tazminatı ve 500 TL fazla mesai ücreti için Afyonkarahisar İş Mahkemesi'nde dava açtı. Mahkeme (E.2018/319, K.2019/741) davayı kabul etti; net 5.917,11 TL kıdem tazminatının ve net 2.308,05 TL fazla mesai alacağının faiziyle ödenmesine hükmetti. Gerekçede işçinin askerlik nedeniyle kıdem tazminatına hak kazandığı ve tanık anlatımlarına göre fazla mesai yaptığı kabul edildi.
İstinafın gerekçesi: Alacak kalemleri tek tek yazılmamış
İşverenin istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi (E.2020/686, K.2023/254), ilk derece kararını kaldırdı ve davayı "ara buluculuğa ilişkin dava şartı yokluğu" nedeniyle usulden, kesin olarak reddetti. Daire, 2 Haziran 2018 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 23. maddesinin (3) numaralı fıkrasına dayandı: Bu tarihten sonraki başvurularda başvuru formunun kullanılması gerektiğini, son tutanakta da anlaşılan ve anlaşılamayan alacak kalemlerinin tek tek gösterilmesi gerektiğini, "işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan" ibaresinin yeterli olmadığını savundu. Yani işçi, alacağını kazandığı davayı, tutanağı kendisinin yazmadığı bir ifade yüzünden kaybetti.
AYM: Tutanağın sorumluluğu arabulucuda
AYM önce çerçeveyi çizdi: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde arabulucuya başvurmayı dava şartı yapıyor; (2) numaralı fıkra, arabulucuya gidilmeden açılan davanın hiçbir işlem yapılmadan usulden reddedilmesini öngörüyor. Mahkeme, uyuşmazlıkların daha kısa sürede ve daha az masrafla çözülmesini amaçlayan bu düzenlemenin meşru bir amacı olduğunu kabul etti; sorunun, kuralın somut olayda nasıl yorumlandığında olduğunu vurguladı.
Kararın kilit gerekçesi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 17. maddesi oldu. Bu maddenin (2) ve (3) numaralı fıkralarına göre arabuluculuk faaliyetinin sonunda düzenlenecek son tutanağın içeriğine ve şekline ilişkin tarafları bilgilendirmek arabulucunun işi. AYM, işçinin kıdem tazminatı ve fazla mesai alacaklarının arabuluculuk görüşmelerinde konuşulmadığına dair bir tespit bulunmadığını, işverenin de başvurucunun hiçbir alacağı olmadığını söyleyerek tüm talepleri reddettiğini hatırlattı. Mahkemeye göre tutanağa genel bir ifadenin yazılmasının ve bu ifadenin somutlaştırılmamasının sorumluluğunun tamamen işçiye yüklenmesi "aşırı külfet" anlamına geliyor.
AYM ayrıca daha önce işe iade davasında verdiği Ferhat Küçük kararına (B. No: 2020/19910, 24/10/2024) atıf yaptı. O kararda da başvuru formu esas alınarak dava şartının gerçekleşmediğinin düşünülemeyeceği, önemli olanın konunun taraflarca arabuluculuk görüşmelerine getirilip getirilmediği olduğu belirtilmişti. Sonuçta Mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yorumunun "katı" olduğunu, işçinin dava açmasını zorlaştırdığını ve arabuluculuk şartına ilişkin kuralları "aşırı şekilci" biçimde uyguladığını; bunun Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçülülük ilkesine aykırı bir müdahale olarak 36. maddeyi ihlal ettiğini açıkladı.
Hüküm: Yeniden yargılama, tazminat yok
AYM, kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine iletilmek üzere Afyonkarahisar İş Mahkemesine gönderilmesine karar verdi. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesine dayanan bu hüküm, ihlal kararının gereği olarak yeni bir karar verilmesini zorunlu kılıyor. Başvurucunun 50 bin TL maddi ve 50 bin TL manevi tazminat talebi ise yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedildi; 1.480,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 41.480,40 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmedildi.
Yargılamanın uzun sürmesine ilişkin şikâyet ise incelenmedi. AYM, 9 Mart 2023 itibarıyla derdest olan bu tür başvuruların önce Tazminat Komisyonu'na götürülmesi gerektiği gerekçesiyle bu kısmı "başvuru yollarının tüketilmemesi" nedeniyle kabul edilemez buldu.
Usul, işçinin önüne konan bir eşik olmamalı
Arabuluculuk, 1 Ocak 2018'den bu yana işçinin mahkeme kapısına ulaşmadan önce aşması gereken zorunlu bir eşik. Bu dosyada patron arabuluculukta tek kuruş ödemeyeceğini söyledi, işçi alacağını mahkemede kanıtladı; buna rağmen istinaf, arabulucunun doldurduğu bir tutanaktaki genel ifadeyi gerekçe göstererek kazanılmış hakkı ortadan kaldırdı. Kıdem tazminatı ve fazla mesai için 2018'de başlayan hukuk mücadelesi, AYM kararıyla birlikte ancak sekizinci yılında yeniden yargılama aşamasına dönüyor. Karar, işçilik alacaklarında usul kurallarının işverenin değil işçinin aleyhine katılaştırılamayacağını hatırlatan önemli bir içtihat; benzer gerekçelerle davası reddedilen işçiler ve avukatları için de dayanak niteliği taşıyor.


