Anayasa Mahkemesi (AYM), sözleşmeli sağlık emekçilerinin aile birliği hakkını statüye göre bölen kuralı Anayasa'ya aykırı bulmadı. Mahkemenin 25 Haziran 2026 tarihli ve E.2026/46, K.2026/145 sayılı kararı bugün (22 Ekim) Resmî Gazete'de yayımlandı. Karar oy çokluğuyla verildi; üyeler Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar karşı oy kullandı.

Kural ne diyor?

İtiraz konusu kural, 663 sayılı Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında KHK'nın 45/A maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alıyor. Olağanüstü hal döneminde 676 sayılı KHK ile eklenen ve 7070 sayılı Kanun'la 1 Şubat 2018'de kanunlaşan madde, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının, personel bulmakta zorlandığı yerlerde KPSS puanıyla sözleşmeli sağlık personeli istihdam etmesini düzenliyor. Bu yolla atanan personel üç yıl boyunca başka bir yere atanamıyor; aile birliği mazeretiyle yer değiştirme yalnızca istisnai olarak mümkün.

Fıkranın üçüncü cümlesine göre sözleşmeli sağlık personeli, bulunduğu ilde bir yıl görev yapmış olmak ve vizeli boş pozisyon bulunmak şartıyla, eşlerin her ikisi Bakanlık'ta sözleşmeli ise ya da eşlerden biri Bakanlık'ta sözleşmeli, diğeri Bakanlık'ta veya başka bir kamu kurumunda "kadrolu statüde" çalışıyorsa ihtiyacın daha fazla olduğu yere atanabiliyor. Eşi başka bir kamu kurumunda sözleşmeli olarak çalışan sağlık emekçisinin ise bu imkândan yararlanması mümkün değil. İptali istenen ibare, bu ayrımı yaratan "kadrolu statüde" sözcükleriydi.

Dava Hakkâri'den geldi

Kuralı Anayasa Mahkemesi'ne Hakkâri 2. İdare Mahkemesi taşıdı. Mahkeme, nakil talebi reddedilen bir sağlık personelinin açtığı davada, kuralın Anayasa'nın 13. (temel hakların sınırlanması), 20. (özel hayatın ve aile hayatının korunması) ve 41. (ailenin korunması) maddelerine aykırı olduğu kanısına vardı. Ailenin bütünlüğünün korunması için gerekli tedbirleri almanın devletin pozitif yükümlülüğü olduğunu, eşi başka kurumda sözleşmeli çalışanları dışarıda bırakmanın aile hayatına orantısız bir müdahale oluşturduğunu belirtti. AYM kuralı ayrıca eşitlik ilkesi (m.10) ve memurlara ilişkin 128. madde yönünden de inceledi.

Çoğunluğun gerekçesi: Sözleşmeli "geçicidir"

Kurul çoğunluğu, eşi başka bir kurumda kadrolu çalışanla eşi başka bir kurumda sözleşmeli çalışan sözleşmeli sağlık personelinin karşılaştırılabilir durumda olduğunu ve kuralın aralarında farklı muamele yarattığını kabul etti. Ancak bu farkı "nesnel ve makul" buldu. Gerekçeye göre sözleşmeli kamu personeli, 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi uyarınca "geçici" işlerde ve mali yılla sınırlı olarak istihdam ediliyor; sözleşmenin süre sonunda yenilenmemesi mümkün olduğundan "yer değiştirme talebine dayanak oluşturan nedenin kolaylıkla ortadan kalkması söz konusu olabilir." Eşlerin ikisi de Bakanlık'ta sözleşmeliyse Bakanlık kendi içinde personel planlaması yapabildiği için farklı uygulama da makul görüldü. Mahkeme, eşi başka kurumda sözleşmeli olan personelin yer değiştirme talebinin "tamamen imkânsız kılınmadığı", yalnızca üç yıl çalışma koşuluna bağlandığı sonucuna ulaştı ve itirazı reddetti.

Karşı oy: Aile hayatı statü tanımaz

Üç üyenin ortak karşı oy gerekçesi, kuralın dayandığı ölçütün "hizmet ihtiyacı veya personel planlaması değil, eşin istihdam statüsü" olduğuna dikkat çekti: "Oysa aile hayatı üzerindeki etki bakımından eşin kadrolu veya sözleşmeli statüde çalışmasının herhangi bir farkı bulunmamaktadır. Her iki durumda da aile aynı ölçüde ayrı kalmaktadır." Karşı oya göre sözleşmenin ileride yenilenmeyebileceği gerekçesi "muhtemel ihtimaller" üzerinden bir sınırlamadır ve "varsayımsal ihtimaller, mevcut ve ağır müdahaleyi haklı göstermez." Gerekçe, kişinin göreve kendi isteğiyle girmesinin de aile hayatına saygı hakkından vazgeçtiği anlamına gelmediğini vurguladı ve şu tespitle bitti: "Hakka tanınan anayasal güvence, kadrolu veya sözleşmeli statü ayrımından bağımsız olarak aynı yoğunlukta geçerlidir."

Güvencesiz istihdamın faturası aileye

Kararın gerekçesi, sorunun kendisini de açıkça ortaya koyuyor: Sözleşmeli statü, devletin kendi yarattığı "geçicilik" üzerinden emekçinin temel haklarını sınırlamasına zemin oluyor. Kamuda kadro yerine sözleşmeli istihdamın yaygınlaşmasıyla, aynı hastanede aynı işi yapan sağlık emekçileri arasında iş güvencesinden sonra aile birliği hakkında da ayrım derinleşiyor. Eşi başka bir kurumda sözleşmeli çalışan sağlık emekçisi için bu, en az üç yıl ayrı şehirlerde yaşamak anlamına geliyor. Kamu emekçisi sendikalarının uzun süredir dile getirdiği "bütün sözleşmelilere kadro" talebi, bu kararla birlikte bir kez daha aile hayatının da talebi hâline geliyor.