Belediye işçilerinin aynı sendikada, aynı toplu sözleşme masasında örgütlenmesini sağlayan Genel İşler iş kolu bir kez daha bölündü. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 22 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de (sayı 33348) yayımladığı İşkolları Yönetmeliği değişikliğiyle, belediye şirketlerinin yürüttüğü otobüsle yolcu taşımacılığı, bu araçların bakım-onarım işyerleri, durak ve terminallerdeki işler ile terminal işletmeciliği 20 No'lu "Genel işler" iş kolundan çıkarılıp 15 No'lu "Taşımacılık" iş koluna alındı. T24'ün 16 Ekim'de yayımladığı habere göre, toplu sözleşmesi sona eren belediye şirketlerinde işçilerin yeni iş koluna geçişi parça parça başladı.

Yönetmelik ne diyor?

Yönetmeliğin tek esaslı maddesi, Taşımacılık iş kolu tablosuna şu satırı ekliyor: "Otobüs ve benzeri toplu taşıma araçlarıyla yürütülen yolcu taşımacılığı faaliyetleri (belediyelerin, bağlı kuruluşların ve işletmelerin şirketleri ile bunların birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip oldukları şirketler eliyle gerçekleştirilen kara yolu toplu taşıma faaliyetleri dâhil) ile bu toplu taşıma araçları ile sistemlerinin bakım ve onarımının yapıldığı işyerlerinde, durak ve terminallerinde yürütülen işler ile terminallerin işletilmesi." Düzenleme yayımı günü yürürlüğe girdi.

Önce güvenlik emekçileri, şimdi toplu taşıma

Bu, belediye işçilerinin iş kolunu hedef alan ilk adım değil. 12 Mayıs 2023'te Genel İşler tablosundaki "belediye hizmetleri" satırına "belediyelerin şirketleri… diğer işkollarında faaliyet gösteren işyerleri hariç" ibaresi eklenmişti. Bakanlık bu ibareye dayanarak belediye şirketlerindeki güvenlik işyerlerini Resmî Gazete'de tek tek yayımladığı tespit kararlarıyla 19 No'lu "Savunma ve güvenlik" iş koluna aldı. Bu dizinin son kararı, 6 Ekim 2026'da Trabzon Büyükşehir Belediyesi'nin Turkuaz Otopark AŞ'si için yayımlandı; bu karara karşı dava açma süresi 21 Ekim'de doluyor (ayrıntılar: Belediye güvenlik emekçileri Genel İşler'den çıkarılıyor).

Toplu taşımada Bakanlık işyeri işyeri ilerlemek yerine belediye şirketlerini doğrudan Taşımacılık tablosuna yazdı. T24'ün aktardığı değerlendirmeye göre bu iki değişiklikle belediyelerdeki güvenlik ve taşımacılık işçileri ayrı iş kollarına "paylaştırıldı".

Sendikalar: "Örgütlülüğe saldırı"

TÜRK-İŞ'e bağlı Belediye-İş, 24 Ağustos'taki açıklamasında Bakanlığın "normlar hiyerarşisini", mevzuatı ve "kesinleşmiş Yargıtay kararlarını hiçe sayarak" Genel İşler iş kolunu "hukuk dışı bir şekilde parçalamaya" çalıştığını söyledi. Sendikaya göre Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, benzer uyuşmazlıklarda otobüs işletmesi, bakım-onarım, terminal ve genel müdürlük işyerlerinin Genel İşler'de olduğuna kesin kararlarla hükmetmişti. Belediye-İş, iş gücünün farklı iş kollarına bölünmesinin "işçilerin sendikal dayanışmasını zayıflattığını", pazarlık gücünü azalttığını ve Anayasa'nın 51. maddesindeki sendika seçme özgürlüğünü ihlal ettiğini savundu: "Masa başında, ben yaptım-oldu anlayışıyla yürütülen bu antidemokratik müdahale, hukuki ve sendikal açılardan açık bir hak gaspıdır."

DİSK'e bağlı Genel-İş de 25 Ağustos'ta, Bakanlığın "ortada herhangi bir gereklilik olmaksızın birdenbire belediye şirketlerini özel ticari şirketlerle bir tuttuğunu" açıkladı. Sendika, şehir içi toplu taşımanın yasayla yalnızca belediyelere tanınmış bir imtiyaz olduğunu, belediye şirketlerinin kamu sermayesiyle ve Cumhurbaşkanı izniyle kurulduğunu hatırlattı; düzenlemeyi "işkolumuzdaki örgütlülüğe saldırı" olarak nitelendirip Danıştay'da iptal davası açacağını ve yürütmenin durdurulmasını isteyeceğini duyurdu. Cumhuriyet'in 26 Ağustos tarihli haberine göre iki sendika da iptal ve yürütmeyi durdurma talebiyle dava açtı. T24'ün 16 Ekim tarihli haberinde davaların sonucuna ilişkin bir bilgi yer almıyor.

"TÜRK-İŞ yönetimi lehine" iddiası

T24, kaynaklara dayandırdığı haberinde iki yönetmelik değişikliği için TÜRK-İŞ yönetiminin Bakanlık nezdinde lobi yaptığını öne sürdü. Habere göre değişiklikten DİSK'e bağlı Genel-İş, HAK-İŞ'e bağlı Hizmet-İş ve TÜRK-İŞ'e bağlı olmakla birlikte konfederasyon yönetimine muhalif konumdaki Belediye-İş olumsuz etkilenirken, örgütlülüğün bölünen iş kollarında yetkili Güvenlik-İş ve TÜMTİS gibi sendikalara kayması bekleniyor. Emek Pusulası bu iddiayı bağımsız olarak doğrulayamadı; TÜRK-İŞ'in konuya ilişkin bir açıklamasına da ulaşamadı.

T24'ün aktardığı Bakanlık istatistiklerine göre Genel İşler'de örgütlü üç büyük sendikanın toplam üye sayısı Temmuz 2024'te 574 bin 79 iken Temmuz 2026'da 558 bin 49'a indi. İki yılda yaklaşık 16 bin üyelik kaybı, yüzde 2,8'e denk geliyor; sendikacılar bunda iş kolu bölünmesinin payının büyük olduğunu söylüyor.

Hukuki dayanak

**6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, madde 4/2:** "Bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de, asıl işin girdiği işkolundan sayılır." Sendikaların temel itirazı bu hükme dayanıyor: Toplu taşıma bir belediye hizmetiyse, onu yürüten şirket de belediye hizmetinin iş kolunda, yani Genel İşler'de kalmalı. Genel-İş'in aktardığı Yargıtay içtihadı da aynı yönde: "Belediye hizmetlerinin belediyelerce kurulan şirketlerle görülmesi hizmetin belediye hizmeti olduğu gerçeğini değiştirmez."

**Madde 4/3:** Bir iş koluna giren işler, "işçi ve işveren konfederasyonlarının görüşü alınarak ve uluslararası normlar göz önünde bulundurularak" Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir. Bakanlık iş kolu sınırlarını bu yetkiyle, kanun değişikliğine gerek kalmadan yönetmelikle çiziyor. İş hukukçusu Dr. Murat Özveri, Cumhuriyet'e yaptığı değerlendirmede Bakanlığın bu yetkiyi kullanırken konfederasyonların görüşünü almak ve uluslararası normları gözetmek zorunda olduğunu, bu koşula uyulmadığının çok sayıda Danıştay kararıyla tescillendiğini söyledi.

**Madde 5/3 ve 37/1:** "İşkolu değişikliği yürürlükteki toplu iş sözleşmesini etkilemez"; iş kolunun değişmesi sözleşmeyi sona erdirmez. Geçişlerin T24'ün aktardığı gibi sözleşmeler bittikçe, kademeli yaşanmasının nedeni bu.

**Madde 19/7:** "İşkolunu değiştirenin sendika üyeliği kendiliğinden sona erer." İşyeri yeni iş koluna geçtiğinde işçinin eski sendikadaki üyeliği düşüyor; yeni iş kolundaki bir sendikanın yetki alabilmesi için 41. maddedeki barajları (iş kolunda yüzde 1, işyerinde işçilerin yarıdan fazlası) yeniden aşması gerekiyor.

**Yargı yolu:** Bakanlığın tek bir işyeri için verdiği iş kolu tespit kararına karşı, 5/1. madde uyarınca yayımdan itibaren 15 gün içinde iş mahkemesinde dava açılıyor. Ülke çapında uygulanan bir yönetmeliğin iptali ise Danıştay'da isteniyor. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre bu dava süresi, ilan tarihini izleyen günden başlayan 60 gün. 22 Ağustos yönetmeliği için bu süre 21 Ekim'de doluyor. Aynı madde, düzenleyici işlemin daha sonra işçiye uygulanması üzerine uygulama işlemiyle birlikte de dava açılabilmesine imkân tanıyor.

**Emsal riski:** Yönetmelik değişikliği içtihadı da değiştirebiliyor. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2023 değişikliğinden önce belediye şirketlerindeki güvenlik işini Genel İşler'de saymıştı. 22 Eylül 2025'te ise (E. 2025/5704, K. 2025/6646) Diyarbakır tespitine karşı açılan davayı, "söz konusu Yönetmelik değişikliği sonrası konunun yeniden değerlendirilmesi neticesinde" kesin olarak reddetti.

Bölünen yalnızca iş kolu değil

Toplu taşıma işçileri belediyelerde pazarlık gücünün en yüksek olduğu kesimlerden biri. Anayasa Mahkemesi 2014'te (E. 2013/1, K. 2014/161) şehir içi toplu taşımadaki grev yasağını, 2019'da da (E. 2018/90, K. 2019/85) büyükşehirlerde toplu taşıma gerekçesiyle grev ertelenmesini iptal etmişti. Aynı belediyenin çöp toplayan, parkı bakan, otobüsü süren ve binayı koruyan işçileri bugün üç ayrı iş koluna, üç ayrı sendikaya ve üç ayrı sözleşme masasına dağıtılıyor. Grev hakkı olmayan güvenlik emekçilerinden sonra grevi en çok hissedilen toplu taşıma işçilerinin de ayrılması, belediye işçilerinin ortak mücadele gücünü masa başında yazılan bir satırla zayıflatıyor.

Bundan sonra

Emek Pusulası'nın taramasında, Danıştay'ın yürütmeyi durdurma talepleri hakkında kamuoyuna yansımış bir kararına rastlanmadı. Belediye şirketlerinde sözleşmeler sona erdikçe geçişlerin sürmesi bekleniyor. Güvenlik emekçileri cephesinde ise Turkuaz kararına karşı dava süresi 21 Ekim'de doluyor.