Hukukun üstünlüğü, bir işçinin sendikaya üye olduğu için işten atılmaması, grevinin kararnameyle "ertelenmemesi" ve hak ararken yargıya ulaşabilmesi demektir. Dünya Adalet Projesi'nin (World Justice Project, WJP) geçen hafta yayımlanan 2026 Hukukun Üstünlüğü Endeksi, Türkiye'nin bu alanda dünyanın dibinde olduğunu bir kez daha gösteriyor. Prof. Dr. Aziz Çelik 26 Ekim'de BirGün'de yayımlanan "En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!" başlıklı yazısında, genel sıralamanın altındaki asıl kırılmanın çalışma haklarında yaşandığını anlattı.
WJP: Genel 117., çalışma haklarında 136.
WJP'nin 2026 endeksi 143 ülkeyi kapsıyor. Ölçüm, kanun metinlerinde yazılanlara değil, hukukun gündelik hayatta nasıl işlediğine bakıyor; yaklaşık 215 bin kişilik hane halkı anketleri ile 3 bin 400'ü aşkın hukukçu ve akademisyenin değerlendirmelerini birleştiriyor. Endeks sekiz faktör ve 44 alt göstergeyle 0 ile 1 arasında puan veriyor.
Resmî rapordan doğrulanan genel tablo şöyle: Türkiye'nin genel hukukun üstünlüğü puanı 0,41; 143 ülke arasında 117. sıra (sondan 27.). Bu zaten alt dilimde. Aziz Çelik'in WJP verilerine dayandırdığı alt gösterge ise daha sert: Temel Haklar faktörünün "temel çalışma haklarının etkin biçimde güvence altında olması" alt göstergesinde Türkiye'nin puanı 0,37; 143 ülke arasında 136. sıra, yani en kötü 8. ülke. Bu gösterge örgütlenme ve toplu pazarlık, istihdamda ayrımcılık yasağı, zorla çalıştırma ve çocuk işçiliği yasağını ölçüyor; ILO'nun çekirdek çalışma haklarıyla örtüşüyor.
Çalışma hakları sıralamasının zirvesinde Danimarka (0,92) ve Norveç (0,90) yer alıyor. Listenin dibinde ise Guatemala, Zambiya, Türkiye, Mısır, Afganistan, Etiyopya, Pakistan, Çin, Sudan ve İran bulunuyor. Aziz Çelik'e göre Türkiye, WJP'nin Doğu Avrupa ve Orta Asya grubundaki 15 ülke arasında da çalışma haklarında sonuncu; Belarus bile önünde. Myanmar (97.) ve Katar (126.) da Türkiye'nin önünde sıralanıyor.
On bir yılda yüzde 25 kayıp
Çelik, düşüşün yeni olmadığını yazıyor. 2015'te Türkiye'nin çalışma hakları puanı 0,49 ve 102 ülke arasında 75. sıradaymış. 2016 sonrası olağanüstü hâl, kamu emekçisi ihraçları, grev ertelemeleri ve başkanlık rejimiyle puan 2017-18'de 0,36'ya inmiş; 2026'da 0,37 ile 136. sıradayız. Aynı dönemde genel hukuk puanı da 0,47'den 0,41'e gerilemiş. Yazı hazırlanırken Zonguldak Kilimli'den gelen iş cinayeti haberini hatırlatan Çelik, "Hak yoksa cinayet var" diye özetliyor.
ITUC: En kötü 10'da yer sabit
İkinci endeks Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu'nun (ITUC) 13. Küresel Haklar Endeksi. ITUC'un kendi sitesinde yayımlanan 2026 listesine göre çalışanlar için en kötü 10 ülke: Arjantin, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Panama, Tunus ve Türkiye. Grev hakkı ülkelerin yüzde 87'sinde, toplu pazarlık yüzde 80'inde ihlal ediliyor; işçilerin veya sendika temsilcilerinin tutuklandığı ülke sayısı 75 ile rekor kırıyor.
Aziz Çelik'in vurgusu şu: İki endeks farklı yöntemle çalışıyor. WJP hukukun üstünlüğünün parçası olarak çalışma haklarına bakıyor; ITUC sendikal ihlalleri vaka vaka belgeliyor. Buna rağmen her iki listede de en kötü 10'da ortak kalan yalnızca iki ülke var: Türkiye ve Mısır. Türkiye ITUC kara listesinde 2016'dan beri her yıl yer alıyor. Türk-İş, Hak-İş, DİSK ve KESK ITUC üyesi; Türkiye'ye ilişkin ihlaller bu örgütlerin raporlarına dayanıyor. Grev ertelemeleri fiilen grev yasağı, sendika üyeliği nedeniyle işten çıkarma neredeyse cezasız, toplu pazarlık ise üyelik barajları ve yetki itirazlarıyla yıllarca sürüncemede kalıyor.
Yazılı hak, kullanılamayan hak
Anayasa ve yasalarda sendika, toplu pazarlık ve grev hakkı yazılı. Ama Çelik'in hatırlattığı gibi hak, kullanılabildiği ölçüde haktır. Sendikaya üye olduğu için kapı önüne konan, grevi "milli güvenlik" gerekçesiyle ertelenen, dayanışma eylemi yüzünden ev hapsine alınan bir emekçi için kâğıt üzerindeki hakkın anlamı yok. WJP ve ITUC verileri aynı gerçeği iki dille anlatıyor: Hukuk devleti zayıfladığında faturayı en ağır ödeyen, örgütlenmekten başka gücü olmayan işçiler oluyor.
Danimarka ile Türkiye arasındaki uzaklık kültür farkı değil, tercih meselesi. Sendikal özgürlüğün önündeki engeller kalkmadan, grev ertelemeleri sürmeye ve sendikal ayrımcılık cezasız kalmaya devam ettikçe bu listelerin dibinden çıkmak mümkün görünmüyor.


