Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden-İş) Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, 19 Ekim 2026'da Silivri'de, Marmara Denizi'nde batan Tuğberk İmamoğlu gemisinin kayıp mürettebatının ailelerini ziyaret etti. Aksu, ziyaretin ardından X hesabından yaptığı paylaşımda ailelerin acılı bekleyişinin 47. gününe girdiğini duyurdu: "Aileler Ulaştırma Bakanlığına ulaşamıyor, arama çalışması yapıldığına dair net bilgi alamıyorlar. Bir mücadele hazırlığındalar, yanlarında olacağız her adımlarında!"

Aksu'nun paylaştığı fotoğrafta, aileler kayıp denizcilerin fotoğraflarının yer aldığı "Marmara Deniz Kazasında Kaybolan Yakınlarımız" pankartının önünde görülüyor.

"Bizi muhatap alan yok"

Kendisini aile yakını olarak tanıtan X kullanıcısı @usatrvt, Aksu'nun paylaşımını alıntılayarak teşekkür etti: "Aileleri yerinde ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. Maalesef biz aileleri muhatap alan hiçbir bakanlık ve yetkili yok." Paylaşım #DokuzDenizciyeSesOl etiketiyle yayıldı.

Aksu, ailelerden aktardığı bir başka bilgide geminin bağlı olduğu sigorta şirketinin yüzde ellisinin, kendi ifadesiyle "fonda batan" Türkiye Sigorta'ya ait olduğunu, ailelerin diğer yarısı hakkında bilgi alamadığını belirtti. Aksu, ailelerin "para olmadığı için" yakınlarının batıkta bırakılabileceğinden kaygı duyduğunu aktardı.

2 Eylül'den bu yana süren bekleyiş

Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi, 2 Eylül 2026 gecesi Silivri açıklarında MT Alsu tankeriyle çarpışarak battı. Gemideki 10 mürettebattan birinin hayatını kaybettiği belirlendi, dokuzunun naaşına ise hâlâ ulaşılamadı. Enkaz, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait TCG Akın tarafından yaklaşık 720 metre derinlikte tespit edildi.

Aileler, AFAD'ın Silivri'de kurduğu kriz masasından ve İskele Meydanı'ndaki çadırdan ayrılmadı; Deniz Kazalarında Canlarını Kaybeden Aileler Platformu (DKCKAP) çatısı altında örgütlendi. Aileler, yalnızca yüzey taraması yapıldığını, deniz dibinde kapsamlı arama yapılmadığını ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından somut, yazılı bir plan alamadıklarını söylüyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise 17 Eylül'de geminin çıkarılmasının mümkün olmadığını açıklamıştı.

Denizde ölen de işçi

Dokuz denizci, Soma'da göçük altında kalan madenciler gibi, çalıştıkları yerde hayatını kaybeden işçiler. Bir maden sendikacısının Silivri'deki ailelerin yanına gitmesi, iş cinayetlerinde sorumluluğun ve hesap sorma mücadelesinin iş kolu tanımadığını gösteriyor. Bağımsız Maden-İş, 1 Ekim'de Soma'daki İmbat Madencilik ocağında biri şube yöneticisi beş üyesini kaybetmiş, olay yerinde delillerin karartılmasına karşı savcılığa başvurmuştu.

Ailelerin talebi ise değişmedi: sevdiklerine ulaşılması, kazanın tüm yönleriyle aydınlatılması ve başında dua edebilecekleri bir mezar.