Uşak'ın Merkez ilçesine bağlı Bağbaşı köyünde, Taykar Enerji AŞ'nin "Uşak-1 Güneş Enerjisi Santrali (GES) ve Elektrik Depolama Tesisi" projesine karşı yürütülen toprak ve su mücadelesi, 19 Ekim'de gözaltılarla sertleşti. Murat Dağı Yok Olmasın Platformu'na göre, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararının uygulanmasını isteyen ve GES sahasına malzeme taşıyan tırların önünü kesen köylülerden, aralarında köy muhtarı Ahmet Karakuş ile iki azanın da bulunduğu 8 kişi jandarma tarafından gözaltına alındı. Gözaltı günü, 19 Ekim Muhtarlar Günü'ydü.

Bilirkişi "olumsuz" dedi, mahkeme durdurdu

Cumhuriyet'in haberine göre proje yaklaşık 60 hektarlık bir alanı kapsıyor; platform sözcüsü Funda Öz Akcura'ya göre sahaya 80 bin güneş paneli kurulacak. Köylüler, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın onayladığı ÇED kararının iptali için Ocak ayında dava açtı. Mayıs'taki keşifte bilirkişi heyeti, ÇED raporundaki "yakın çevrede su kaynağı yok" ve "otlatma yapılmıyor" iddialarının aksine sahada aktif akan dereler, doğal su kaynakları ve yoğun hayvancılık bulunduğunu tespit etti. Akcura'nın aktardığına göre bilirkişi, bölgede onlarca köyün ortak meraları olduğunu, GES'in kuraklığı artıracağını ve köylerin yaşam alanlarını ortadan kaldıracağını belirterek olumsuz görüş verdi. Mahkeme de "işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden" yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

Platform: Karar 21 gündür uygulanmıyor

Kararın ardından çalışmalar durmadı. Akcura, ANKA'ya yaptığı açıklamada, "Bugün 21. gün. Şirket, 'Elime tebligat ulaşmadı' diyor. Valilik, 'Benim tebligattan haberim yok' diyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, 'Haberim yok' diyor. Jandarma da 'Haberim yok' diyor" dedi; şirketin son 20 günde çalışmaları hızlandırarak GES kurulumunu tamamladığını öne sürdü. Umut-Sen'in paylaştığı görüntülerde jandarmanın, kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirterek tırların sahaya geçişine izin verdiği aktarıldı.

Muhtar Ahmet Karakuş gözaltından önce, "Vali 'mahkeme bitene kadar bekle' dedi. Mahkeme kararı çıktı, kazandık. Ama projeyi bitireceğiz diye çalışıyorlar... Üç gündür aç susuz nöbet tutuyoruz. Adalete güveniyoruz. Kepçeyi üzerimize sürdüler" diye konuştu. BirGün'e konuşan köylü Serdar Doğan ise "Meralarımız, su kaynaklarımız talan edildi. Köyümüz yok sayıldı. Biz bunu kabul etmiyoruz" dedi.

Kadınlar kente indi

Gözaltıların ardından köyün kadınları Uşak kent merkezindeki Tiritoğlu Parkı'nda oturma eylemi başlattı. Akcura burada, "Eğer suçlu onlarsa, biz hepimiz suçluyuz. Ya hepimiz hakkında işlem yapsınlar ya da onları da serbest bıraksınlar" dedi. Cumhuriyet'e göre gözaltılar "halkı galeyana getirmek" ve "yalan beyanda bulunmak" gerekçeleriyle yapıldı. Akcura akşam saatlerinde gözaltına alınan 8 kişinin serbest bırakıldığını öğrendiklerini, ancak işlemlerin sürdüğünü açıkladı. BirGün de muhtar Ahmet Karakuş ile Sedat Kervan, Ramazan Kurt ve Kadir Tokuş'un kelepçelendiğini, köylülerin tepkisi üzerine dördünün gözaltına alınmadığını yazdı.

Eylem 20 Ekim'de de sürdü. Uşak Olay'ın aktardığına göre Bağbaşı köylüleri yeniden Tiritoğlu Parkı'nda toplandı; protestoya Kızılcasöğüt Belediye Başkanı Refik Tuncay ile Eğitim Sen ve Eğitim-İş Uşak şube başkanları da katıldı. Akcura, gözaltına alınanlar arasında muhtar Ahmet Karakuş'un yanı sıra Sedat Kervan, Kadir Tokuş ve Ramazan Kurt'un da bulunduğunu söyledi ve "Sesimiz duyulana kadar biz buradayız" dedi. Gözaltıların gerekçesi ve köylülerin hukuki durumu hakkında yetkili makamlardan bir açıklama yapılmadı.

Umut-Sen, köylülerin "gözaltıları, holdinglerin kârı için uygulanmayan hukuku ve Taykar şirketini" protesto ettiğini belirterek "Gözaltına alınan köylüler serbest bırakılsın! GES projesi durdurulsun!" çağrısı yaptı.

Hukuk kimin için işliyor?

Anayasa'nın 138. maddesi, idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu, bu kararları "hiçbir suretle" değiştiremeyeceğini ve yerine getirilmesini geciktiremeyeceğini söylüyor. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi de idarenin yürütmeyi durdurma kararlarının gereğini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlü olduğunu, bu sürenin kararın idareye tebliğinden itibaren 30 günü geçemeyeceğini düzenliyor. Bağbaşı'nda ise mahkeme kararı "tebliğ edilmedi" denilerek askıda kalırken, kolluk kararı uygulatmak isteyen köylülere kelepçe taktı. Bu tablo, "yeşil enerji" adı altında meraların, suyun ve köylü emeğinin şirket kârına açıldığı bir düzende, hukukun kimin için hızlı, kimin için yavaş işlediğini açıkça gösteriyor.