Bursa Tabip Odası (BTO), Özel Nev Esentepe Hastanesi'nde altı aydır ücretlerini alamayan ve sonunda işlerinden çıkarılan hekimler ile sağlık çalışanlarına destek vermek için 19 Ekim Pazartesi günü hastane önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya BTO Başkanı Dr. Ferda Firdin, oda yönetim ve onur kurulu üyeleri, komisyon başkanları, hastanede mağdur edilen hekimler ve çok sayıda sağlık çalışanı katıldı.
"Aylardır maaşlarımızı alamıyoruz"
Hastanenin mağdur hekimleri adına konuşan Doç. Dr. Mutlu Şahin, yaklaşık altı aydır hasta muayene ettiklerini, ameliyatlara girdiklerini ve nöbet tuttuklarını, ancak emeklerinin karşılığını alamadıklarını anlattı. Şahin, sorunun yalnızca hekimlerle sınırlı olmadığını vurguladı: "Son 3-4 ayda diğer sağlık personelleri de temizlik işçileri de dahil olmak üzere ücretlerini alamamıştır. Yıllardır bu hastanede çalışan birçok emekçi kıdem tazminatı da dahil hiçbir hakkını alamadan işsiz kalmıştır."
"Hekimlik bir fedakârlık mesleğidir; ancak fedakârlık, emeğin sömürülmesinin gerekçesi olamaz" diyen Şahin, birikmiş ücret alacaklarının eksiksiz ödenmesini, çalışanların hak ve alacaklarının korunması için idari ve hukuki süreçlerin yürütülmesini ve Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların süreci incelemesini istedi. Şahin, "Bizler bu hastanenin borç ilişkilerinin, ticari kararlarının ve yönetimsel sorunlarının sorumlusu değiliz" dedi.

"Krizin bedeli çalışanlara ödetiliyor"
BTO Başkanı Firdin, Bursa'da yıllardır hizmet veren bir hastanenin ekonomik krizinin bedelinin orada emek verenlere ödetildiğini söyledi: "Hiçbir ekonomik gerekçe, çalışanların aylarca ücretlerini alamamasını ve ardından işsiz bırakılmasını haklı gösteremez." Firdin'e göre yaşananlar tek bir hastanenin sorunu değil; hekim ücretlerinin hastane yönetimlerince tek taraflı belirlenmesi, performans ve hak ediş hesaplarının şeffaf olmaması, artan hasta sayısı ve ciro baskısı, özel sağlık sektöründe derinleşen yapısal sorunlar arasında.
Oda, Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na hastanenin mali yapısının, finansal işlemlerinin ve çalışanlarına karşı yükümlülüklerini neden yerine getirmediğinin kapsamlı ve şeffaf biçimde araştırılması çağrısı yaptı. Açıklamada "Bir hastane kapanabilir, bir şirket iflas edebilir. Ancak ne hekimlerin ve sağlık çalışanlarının alın teri ne de hastaların sağlık hakkı bir şirketin bilançosunda kaybolup gidemez" denildi.
Yasa ne diyor?
4857 sayılı İş Kanunu'na göre ücret en geç ayda bir ödenir (madde 32). Ücreti ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi iş görmekten kaçınabilir (madde 34); ücretin ödenmemesi işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme hakkı da verir (madde 24). İşverenin konkordato ilan etmesi, iflası ya da hakkında aciz vesikası alınması durumunda, 4447 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca işçilerin son üç aylık ücret alacakları Ücret Garanti Fonu'ndan karşılanabiliyor. Ancak altı aylık birikmiş alacak düşünüldüğünde fon bunun yalnızca bir bölümünü güvenceye alıyor; özel hastanelerde hekimlerin bir bölümünün iş sözleşmesi yerine hak ediş ya da serbest meslek ilişkisiyle çalıştırılması da bu güvencelere erişimi zorlaştırabiliyor.
Aylarca ücretsiz bırakılan hekimler, sağlık çalışanları ve temizlik işçileri, sağlığın piyasalaştırılmasının faturasının kime kesildiğini gösteriyor: Borç ve yatırım kararları şirket yönetiminde alınıyor, bedelini maaşsız kalan emekçiler ödüyor. BTO "Sağlık bir ticaret, hekim emeği bir maliyet kalemi, hasta da bir müşteri değildir" diyerek sürecin takipçisi olacağını açıkladı. Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde Yapı Yol-İş'te örgütlenen işçilerin 17 günlük direnişle ücret ve alacaklarını kazanması da alacakların tahsilinde hukuki yolun yanında örgütlü dayanışmanın belirleyici olduğunu hatırlatıyor.


