Kocaeli Başiskele'de üretim yapan Özka Lastik'te işçiler, patronun altına imza attığı toplu iş sözleşmesinin (TİS) enflasyon farklarını alamıyor. Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, sözleşmenin uygulanmamasını, ücretlerin geciktirilmesini ve işten çıkarma tehditlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı. Önerge 18 Ekim'de kamuoyuna duyuruldu, EMEP 19 Ekim'de metni yayımladı.

İmza var, uygulama yok

Bayhan'ın aktardığına göre Lastik-İş Sendikası'nın örgütlü olduğu fabrikada 2025'te imzalanan sözleşme, ilk altı ay yüzde 45, ikinci altı ay enflasyon oranında, üçüncü altı ay enflasyon artı 1 puan, dördüncü altı ay yine enflasyon oranında ücret artışı öngörüyor. İşçilerin anlatımına göre sözleşmeden doğan geçmiş alacaklar ancak Eylül 2026'da parça parça ödendi; sonraki dönemlerin enflasyon farkları ise hâlâ yatırılmadı. Ocak 2026'dan bu yana ücretlerin eksik, gecikmeli ya da bölünerek ödendiğini belirten Bayhan, "Burada yeni bir zam talebi değil, patronun altına imza attığı toplu iş sözleşmesinin uygulanması söz konusu. İşçilerin 10 ila 15 bin liraya ulaşan ücret farkları hangi gerekçeyle ödenmiyor?" diye sordu.

"Özka 2'yi kapatırız" tehdidi

Önergede, patronun enflasyon farkı talebine karşı fabrikanın "Özka 2" olarak bilinen bölümünü kapatmakla tehdit ettiği, aynı fabrikaya ise yeni makineler kurulduğu aktarılıyor. Bayhan'a göre patron, sözleşmede yer almayan günlük 180 ton üretim koşulunu öne sürerek enflasyon farkı yerine yalnızca yüzde 5 artış önerdi: "İşçinin hakkı patronun belirlediği tonaj hedeflerine bağlanamaz." Bayhan, fabrikada yaklaşık 150'si Hindistan vatandaşı olmak üzere 200 civarında göçmen işçinin yaklaşık 30 bin lira ücretle çalıştırıldığı iddiasını da önergeye ekledi; çalışma izinleri, sigorta kayıtları ve iş güvenliği koşullarının denetlenmesini istedi.

Bakana yöneltilen altı soru arasında enflasyon farkları için denetim başlatılıp başlatılmadığı, ödenmeyen toplam alacağın ne kadar olduğu, ücretler geciktirildiği için patrona yaptırım uygulanıp uygulanmadığı ve 2025'ten bu yana kaç işçinin işten çıkarıldığı yer alıyor.

Grev yasak, sözleşme ihlali serbest mi?

Özka işçilerinin öfkesinin bir geçmişi var. Bayhan'ın hatırlattığı üzere 2025'teki sözleşme greve saatler kala imzalanmış, buna tepki gösteren işçiler 32 saat üretimi durdurmuş, ardından 100'den fazla işçinin işten çıkarıldığı haberlere yansımıştı. Bayhan bugünkü tabloyu işçilerin sorusuyla özetledi: "Bizim greve çıkmamız yasak da patronun toplu sözleşmeyi uygulamaması serbest mi?"

Kocaeli Barış gazetesinin 14 Ekim'de aktardığına göre Lastik-İş yöneticileri sorunu o gün işverenle görüşecekti; görüşmenin sonucuna ilişkin kamuya açık bir açıklama bulunamadı. Evrensel'e 7 Ekim'de yazan bir Özka işçisi ise sendikanın vardiya girişlerinde başlattığı alkışlı protestonun iki üç gün sonra sona erdirildiğini, ertesi gün de patronun "Özka 2'yi kapatırız" sözünün işçilere şube yönetimi aracılığıyla iletildiğini anlatmıştı.

"Toplu iş sözleşmesi patronun lütfu değil, işçilerin örgütlü mücadelesiyle kazandığı haktır" diyen Bayhan'ın sözleri, Özka'da yaşananın özünü gösteriyor: Kâğıt üzerindeki hak, işçiler fabrikada birlikte sahip çıkmadıkça patronun kâr hesabına terk ediliyor. Aynı il sınırları içinde, Gebze'de Birleşik Metal-İş'te örgütlenen Hübner işçilerinin ilk toplu sözleşmeyi 16 Ekim'de imzalaması, hakkın masada değil işyerindeki örgütlü basınçla kazanıldığını hatırlatıyor.