KESK'e bağlı Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM), enerji ve madencilikteki dev kamu kuruluşlarının yönetim yapısını değiştirme hazırlığına karşı çıktı. KESK/ESM Merkez Yönetim Kurulu imzasıyla 19 Ekim'de yayımlanan "Özelleştirme yağmadır, kamulaştırma haktır…!" başlıklı açıklamada, "Kamu kurumlarının 'özel sektör mantığına' büründürülmesi gelecekte, bütünüyle özelleştirilmelerinin veya yabancı/yerli sermayeye parça parça devredilmelerinin yasal ve yapısal zeminini hazırlama girişimidir" denildi.

Bakan Yardımcısı: "Türkiye Petrollerinden başlatmak istedik"

Tepkinin çıkış noktası, TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu'nda Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Etimine AŞ ve TRBOR Bor Teknolojileri AŞ'nin hesaplarının görüşüldüğü toplantı. Anadolu Ajansı'nın 15 Ekim'de, Cumhuriyet'in 16 Ekim'de aktardığına göre Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, AKP Karabük Milletvekili Durmuş Ali Keskinkılıç'ın "yapısal dönüşüm" sözlerine atıfla şunları söyledi: "Türkiye petrollerinden bunu başlatmak istedik, bir taslağımız şu an görüşme aşamasında. Bu şirketlerimizin TPAO olsun, BOTAŞ olsun; Eti Maden, TEİAŞ gibi çok büyük kuruluşlarımızı biz kamu mantığıyla değil de özel sektör mantığıyla yürütülmesi neticesinde çok daha hızlı kararlar alarak gerek Türkiye'de gerek dünyada daha rekabetçi piyasaya ulaşacağını temenni ediyoruz." Şatıroğlu, takdirin Meclis'te olduğunu belirterek milletvekillerinden destek istedi; taslağın içeriğine ilişkin ayrıntı paylaşmadı.

"Kâr değil, kesintisiz ve ucuz hizmet"

ESM, enerji, bor ve petrol gibi alanların ülkenin egemenliği ve arz güvenliği için hayati önem taşıdığını, bu kurumların özel sektör kâr mekanizmasıyla yönetilmesinin "toplumsal fayda yerine ticari kârın öncelenmesine ve stratejik güvenlik riskine" yol açacağını vurguladı. Sendikaya göre son otuz yılda dünyada ve Türkiye'de uygulanan özelleştirme politikaları bu stratejik alanları piyasacı anlayışın insafına bıraktı: "Enerji ve madenlerin kontrolü özel şirketlerin eline geçtiğinde bu kaynaklar halkın ortak çıkarı için değil, dar bir azınlığın kâr marjını artırmak için kullanılır."

ESM ve KESK logolu antetli kâğıtta "Basına ve kamuoyuna" başlıklı, "Özelleştirme yağmadır, kamulaştırma haktır…!" diye başlayan basın açıklamasının ilk bölümü.
ESM'nin 19 Ekim 2026 tarihli basın açıklamasının ilk bölümü. Görsel: ESM (esm.org.tr)

Açıklamada, madencilik ve enerjide kamuculuğu savunmanın "sadece ekonomik bir tercih değil", toplumsal adaleti, iş güvenliğini, doğayı ve geleceği koruma mücadelesi olduğu belirtildi. ESM'nin önerisi mevcut yapıyı olduğu gibi korumak da değil: Sendika "verimsiz ve hantal bürokratik yapılar" yerine "liyakatı esas alan, şeffaf, demokratik, hesap verebilir", "çalışanın ve halkın yönetimde söz sahibi olduğu bir kamuculuk anlayışı" istedi ve ulusal kaynaklar üzerindeki denetimin "ancak tam kamusallaştırma ile" sağlanabileceğini savundu.

Kârlı kamu şirketine piyasa reçetesi

Türkiye Gazetesi'nin aktardığına göre aynı komisyon toplantısında Eti Maden Genel Müdürü Yalçın Aydın, kurumun dünya bor pazarındaki payının yüzde 61 olduğunu ve bu yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı'na aktarılması planlanan temettünün 20,2 milyar lira olduğunu söyledi. Yani "özel sektör mantığı" önerilen kurumlardan biri, zaten kamuya kaynak aktaran kârlı bir işletme. Özelleştirmenin işçiler için ne anlama gelebileceğine dair yakın örnekler de var: 2015'te özelleştirme ihalesiyle Konya Şeker'e geçen Soma B Termik Santrali'nde şirket iflas talep ederken işçilerin ücret beklediği haberlere yansımıştı.

Enerji ve madendeki kamu işletmeleri, binlerce kamu emekçisi ve işçinin iş güvencesiyle doğrudan bağlantılı. Yönetimin "şirket" mantığına çevrilmesi, kamu hizmetinin önceliğini ödenebilir enerjiden ve güvenli çalışma koşullarından sermaye getirisine kaydırma riski taşıyor. Taslağın metni Meclis'e geldiğinde kurum çalışanlarının ve emek örgütlerinin ne ölçüde söz sahibi olacağı, ESM'nin işaret ettiği mücadelenin ilk sınavı olacak.