Doğu'da pancar, Ege'de üzüm üreten köylünün itirazı aynı: Tarlaya giren her şeyin fiyatı artarken ürünün fiyatı ya yerinde sayıyor ya da düşüyor. Mazotun, gübrenin, ilacın ve kredi faizinin faturası yine üreticiye kesiliyor.
Erzincan: "Bilseydik pancar ekmezdik!"
Tarım ve Orman Bakanlığı, TÜRKŞEKER'in 2026-2027 üretim yılı şeker pancarı alım fiyatını 13 Ekim'de kota tamamlama primi dahil ton başına 3 bin 720 lira olarak duyurdu. Fiyat, geçen yılın sonradan yükseltilen 3 bin 100 liralık fiyatına göre yüzde 20 arttı. Erzincanlı üreticiler bu fiyata tepki göstermek için Erzincan Şeker Fabrikası önünde toplandı.
Umut-Sen'in 16 Ekim'de paylaştığı görüntülerde üreticiler, "Bilseydik pancar ekmezdik!" diyerek fiyata isyan ediyor. Umut-Sen'in aktardığına göre şekere yüzde 24 zam yapılırken pancara yalnızca yüzde 20 artış verildi; mazot, gübre ve sulama giderleri ise çiftçinin sırtında kaldı. Videoda bir üretici, fiyata itiraz ettiklerinde kendilerine "İşine gelen eksin, işine gelmeyen ekmesin" dendiğini aktarıyor. Üreticiler gübreye ve sulamaya faiz uygulandığından yakınıyor, "Vali gelsin milletin içine" diye sesleniyor.
Erzincan Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkan Vekili Barış Güntürk, 1 Ekim'de masadaki rakamın 3 bin 750 lira olduğunu, üreticinin beklentisinin ise en az 4 bin 500 lira olduğunu hatırlattı: "Bugün açıklanan 3.720 TL/ton fiyat kabul edilemez ve beklentilerin çok altında kalmıştır. Çiftçi sadaka değil, emeğinin karşılığını istiyor." Yerel basına yansıyan bilgilere göre üreticiler ton başına maliyetin 4 bin lira civarında olduğunu söylüyor. Yani açıklanan fiyat, üreticilerin hesabına göre maliyetin bile altında kalıyor.
"İyileştirme" sözü var, rakam yok
Kooperatif Başkanı Harun Karakaş ve beraberindeki heyet, talepleri iletmek için Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu'yu ziyaret etti; Aydoğdu üreticilerin taleplerini Ankara'daki ilgili kurumlara ileteceğini söyledi. Karakaş 15 Ekim'de sosyal medyadan "Yaptığımız görüşmeler neticesinde pancar alım fiyatında iyileştirme olacağı bilgisi tarafımıza ulaşmıştır" diye duyurdu. Ancak 18 Ekim itibarıyla ne TÜRKŞEKER ne de Tarım ve Orman Bakanlığı yeni bir fiyat açıkladı; iyileştirmenin miktarı ve tarihi belirsizliğini koruyor.
Tepki yalnızca Erzincan'la sınırlı değil. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar fiyatın maliyetlerin altında kaldığını belirterek revizyon istedi; Eskişehir'de üreticiler ton başına en az 4 bin 500 lira talebiyle imza kampanyası başlattı. Geçen yıl da fiyat önce 2 bin 975 lira açıklanmış, üretici tepkisinin ardından 3 bin 100 liraya çıkarılmıştı. Yani masadaki her lirayı, üreticinin itirazı getiriyor.
Sarıgöl: Üzüm dalında, borç kapıda
Manisa'nın Sarıgöl ilçesinde ise üzüm üreticileri 13 Ekim'de traktör konvoyuyla Hükümet Konağı önüne yürüdü. Başaran Aksu'nun paylaştığı görüntülerde, Türk bayraklı traktörlerden oluşan uzun konvoy ve "Çiftçi üretici darda, üzüm kaldı dalında, hırsızlar fonda" yazılı pankart dikkat çekiyor. Aynı gün Yunusemre'nin Horozköy Meydanı'nda üreticiler bir TIR dolusu üzümü satmak yerine halka ücretsiz dağıttı.
Öfkenin nedeni alım fiyatları. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2026 çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatlarını 10 numara için kilogram başına 100, 9 numara için 95, 8 numara için 90, 7 numara için 85 lira olarak belirledi. Bu fiyatlar geçen yılın da altında: 9 numara üzüm geçen yıl 120 liradan alınıyordu. TARİŞ ise kilogram başına brüt 80 liralık bir ön alım avansı açıkladı. ANKA'nın aktardığına göre üreticiler, geçen yıl 120 lirayı bulan fiyatın bu yıl 70 liraya kadar gerilediğini, borçlarını ödeyemediklerini ve ürünlerinin ellerinde kaldığını söylüyor.
Eylemde konuşan üretici Hacer Yağın, durumu şöyle anlattı: "Geçen sene 120 liraydı, bu yıl 60 lira, 50 lira, 20 lira... Biz hakkımızı istiyoruz. Emeğimizin karşılığını istiyoruz. İlaç para, mazot para... Biz çocuklarımızı nasıl okutacağız?" Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz ise ilçenin geçiminin neredeyse tamamen sultaniye üzümüne dayandığını, bu yıl üzümün yüzde 85-90'ının dalında kaldığını açıkladı.
Sofralık üzümde tablo daha da ağır. Aydınlık'ın 15 Ekim'de aktardığına göre Tekel'in özelleştirilmesiyle 2004'te Mey İçki'ye, 2011'de İngiliz içki şirketi Diageo'ya geçen Alaşehir'deki suma fabrikası bu yıl Sarıgöl'den üzüm alımını kısıtladı; ıskarta üzümün kilosu 5 liraya kadar düştü. Sarıgöl Ziraat Odası Başkanı Ali İhsan Ülgen, "Fabrikalar eskiden devletteydi. Satıldı, özelleştirildi. Eskiden devlet vardı buralarda" diyerek çiftçinin borç sarmalına sürüklendiğini anlattı.
Aynı tablonun iki yüzü
Erzincan'daki pancar üreticisiyle Sarıgöl'deki bağcının derdi aynı. Fiyatı belirleyen kamu kurumları ve şirketler, girdi maliyetlerindeki artışı ürün fiyatına yansıtmıyor. Şekerin rafta yüzde 24, pancarın tarlada yüzde 20 artması, aradaki farkın kime kaldığını gösteriyor. Üzümde ise fiyatın geç ve düşük açıklanması, özelleştirilen fabrikaların alımı kısması, borçlu üreticiyi tüccarın insafına bıraktı.
Özelleştirmelerle küçülen kamu alım güvencesi, kredi ve girdi piyasasına bağımlı hale gelen küçük üretici ve fiyatı tarladaki emeğe göre değil, sanayinin ve ticaret sermayesinin kârına göre belirlenen ürünler... Aynı günlerde Karaman'da sigortasız çalıştırılan elma işçileri ancak sendikayla alacaklarının bir kısmını alabildi: Elma işçileri Tarım-Sen'le 1,1 milyon lira aldı. Erzincan'da fabrika önünde, Sarıgöl'de Hükümet Konağı önünde yükselen ses, emeğiyle geçinen köylünün de işçi sınıfıyla aynı soruyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor: Üretenin değil, el koyanın kazandığı bir düzen.
Umut-Sen, pancar üreticisinin eylemini duyurarak üreticinin talebinin yanında durdu. Üreticilerin talebi açık: Maliyeti karşılayan, insanca yaşamaya yetecek bir alım fiyatı, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve kamu alım güvencesinin yeniden sağlanması. TÜRKŞEKER'in ve TMO'nun fiyatlara ilişkin yeni bir açıklamasına ulaşılamadı.


