Millî Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) okullardaki yazılı sınavlar için hazırladığı Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS), eğitim emekçilerinin tepkisini çekti. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 18 Ekim'de yaptığı açıklamada "Ölçme Değerlendirmeyi Merkezileştiren, Öğretmeni Teknisyenleştiren, Mesleki Özerkliği Ortadan Kaldıran Anlayışı Reddediyoruz!" dedi.

Soruların çoğu merkezden gelecek

MEB'in duyurusuna göre sistem, 16 Ekim'de İstanbul Ataşehir'deki Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesi'nde Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci'nin katılımıyla tanıtıldı. Bakanlığın yayımladığı bilgilere göre zümre öğretmenleri, konu-soru dağılım tablosundaki senaryoda yer alan öğrenme çıktılarına yönelik yalnızca iki soruyu ortak kararla hazırlayacak; diğer sorular Bakanlığın hazırladığı yaklaşık 8 bin soruluk açık uçlu soru havuzundan seçilecek. Öğrenci cevapları soru bazında puanlanıp e-Okul ve Yeni EBA'ya girilecek, sistem öğrenci, sınıf ve şube bazlı analiz raporları üretecek. Yelkenci, ülke genelindeki okullarda uygulanan sınavların belirli standartlara sahip olmasının hedeflendiğini bildirdi.

"Mesleki özerklikten söz edilebilir mi?"

Eğitim Sen'e göre yeni düzende öğretmenlerin, sınav güvenliği gerekçesiyle seçilen soruları önceden görmemesi esas alınıyor. Sendika şu soruyu sordu: "Öğretmenin kendi öğrencilerine soracağı soruları dahi belirleyemediği bir eğitim sisteminde mesleki özerklikten söz edilebilir mi?" Açıklamada, soruların hatalı ya da öğrencinin düzeyine uygun olmaması durumunda sorumluluğun kime ait olacağı da soruldu.

Sendika, öğretim programından ders kitabına ve ölçmeye kadar kararların adım adım merkeze çekildiğini vurguladı: "Önce neyi öğreteceğimize, ardından nasıl öğreteceğimize, şimdi de neyi ve nasıl ölçeceğimize merkezden karar verilmek istenmektedir." Eğitim Sen'e göre öğretmenlik, "merkezi olarak belirlenen içerikleri aktarmaktan, hazır soruları uygulamaktan ve sonuçları sisteme işlemekten ibaret teknik bir faaliyet değildir."

Eşitsiz okullara aynı sınav

Açıklamada, okulların fiziki olanaklarından sınıf mevcutlarına, öğrencilerin sosyoekonomik koşullarından ana dillerine kadar derin farklar varken standart sınavın eşitlik getirmeyeceği belirtildi: "Eğitimde adalet, bütün öğrencilere aynı soruları sormakla değil, bütün öğrencilere nitelikli eğitime erişebilecekleri eşit koşulları sağlamakla mümkündür." Sendika, sınav sonuçlarının öğretmenler ve okullar üzerinde "rekabet ve performans denetimi aracına" dönüşme riskine de dikkat çekti.

Eğitim Sen, soru bazlı sonuçların e-Okul'a girilmesinin yüzlerce öğrencisi olan öğretmenler için ciddi bir ek iş yükü yaratacağını, Bakanlığın gündeme getirdiği yapay zekâ destekli soru hazırlama ve açık uçlu yanıtları puanlama uygulamalarının ise algoritmik önyargı, öğrenci verilerinin korunması ve itiraz mekanizmaları açısından soru işaretleri taşıdığını belirtti.

Sendikanın talebi açık: Merkezi soru havuzu öğretmene dayatılan bir zorunluluk değil, gerektiğinde yararlanılabilecek destekleyici bir kaynak olmalı; öğretmenlerin sınav hazırlama yetkisi korunmalı ve eğitim politikaları öğretmenlerin ve sendikaların katılımıyla belirlenmeli. Kalabalık sınıflar, öğretmen açığı ve eğitimde piyasalaşma sürerken öğretmenin emek süreci üzerindeki söz hakkının daraltılması, kamu emekçilerinin mesleki özerkliğini performans denetimine bağlayan daha geniş bir yönelimin parçası olarak öne çıkıyor. Eğitim Sen bu hafta İzmir'de de okul ziyaretindeki yöneticilerine yönelik gözaltılara karşı suç duyurusunda bulunacağını açıklamıştı.

MEB'in Eğitim Sen'in eleştirilerine ilişkin kamuya açık bir yanıtına ulaşılamadı.