İstanbul Beşiktaş Gayrettepe'de 2 Nisan 2024'te tadilat sırasında çıkan yangında 29 işçinin yaşamını yitirdiği Masquerade gece kulübü davasının 16. duruşması bugün görüldü. 4'ü tutuklu 22 sanığın "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçlamasıyla yargılandığı davada mahkeme, tutukluluk hallerinin ve diğer sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamına karar vererek duruşmayı 2 Aralık'a erteledi.

Duruşma sırasında sanık yakınlarının ailelere laf atmasıyla salonda kavga çıktı; salona çevik kuvvet girdi, bazı aile üyeleri fenalaştı. Mahkeme heyeti salonu boşaltma kararı aldı; aileler ve basın da dışarı çıkarıldı. Ailelerin avukatları, katılanların davanın tarafı olduğunu ve onlarsız yargılama yapılamayacağını belirterek itiraz etti; talep reddedilince salonu protesto amacıyla terk etti. Ara karar avukatların yokluğunda açıklandı.

"Bu dava dört duvar arasında sürdürülemez"

Avukat Naim Eminoğlu adliye önünde, "Katılanlar bu davanın tarafıdır, asildir. Taraf teşkili yapılması gerekir, bu yapılmamıştır dedik. Mahkeme bu talebimizi reddetti" dedi ve "Aileler olmadan, katılanlar olmadan bu dava devam edemez. Bu dava dört duvar arasında sürdürülemez" diye konuştu. Eminoğlu, bilirkişi raporunun her seferinde duruşma sabahı geldiğini, bu kez de duruşmanın başlamasından yarım saat sonra dosyaya ulaştığını söyledi. AA'nın aktardığına göre heyet, taraflara yeni bilirkişi raporuna karşı beyan için süre verdi. Davaya üçüncü kez değişen yeni bir heyet bakıyor; mütalaa ve kararın aralıkta verilmesi bekleniyor.

"İhmal değil olası kast"

Ailelerin avukatı Ahmet Ergin, davanın baştan yanlış açıldığını söyledi: "29 kişi basit bir ihmalle değil, 'Ne olursa olsun, ölürse ölsün' mantığıyla ölüme sürüklendi. Buna rağmen olası kast ihtimali nedeniyle ek savunma dahi alınmadı." Ergin, idare mahkemesindeki davalarda alınan bir raporun kamu görevlilerinin sorumluluğunun neredeyse yarı yarıya olduğunu gösterdiğini ve bunu mahkemeye sunduklarını belirtti. Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar da dava 2 yıl 6 aydır sürerken teknik incelemenin yeterince yapılmadığını söyledi. Eşi Özkan Kayabaş'ı yangında kaybeden Emine Kayabaş, "Biz de 15-16 aile olarak başından beri gelmeye devam ediyoruz, devam da edeceğiz" dedi.

Hukuki çerçeve: Bilinçli taksir mi, olası kast mı?

Türk Ceza Kanunu'nun 22/3. maddesine göre bilinçli taksir, failin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin gerçekleşmesidir; bu durumda taksirli suçun cezası üçte birden yarıya kadar artırılır. TCK 85/2'de taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılıyor. TCK 21/2'deki olası kast ise failin neticeyi öngörmesine rağmen "olursa olsun" diyerek kabullenmesidir ve kasten öldürme hükümleri (TCK 81) üzerinden, indirimle de olsa çok daha ağır bir ceza sonucu doğurur. Ailelerin ısrarla istediği, ceza yargılamasında suç vasfının değişebileceği durumda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesi gereği sanıklara ek savunma hakkı verilmesiydi; bu yapılmadan olası kasttan mahkûmiyet kurulamaz. İşçi ölümlerinde kamu görevlilerinin denetim sorumluluğu da ayrı bir soruşturma izni sürecine bağlı olduğu için, aileler ve sendikalar kamu ayağının yargılama dışında kaldığını vurguluyor.