Anayasa Mahkemesi, aynı koşullarda çalışan işçilerin kazandığı davalar ortadayken bir halı dokuma işçisinin sigorta başlangıcı davasının bu emsaller hiç tartışılmadan reddedilmesini adil yargılanma hakkının ihlali saydı. İkinci Bölüm'ün 5 Mayıs 2026 tarihli ve oybirliğiyle verdiği Kadriye Şendir kararı (B. No: 2021/32883) bugün Resmî Gazete'de yayımlandı.
Dava: Bir günlük bildirge
Başvurucu Kadriye Şendir, 19 Eylül 2016'da Kırklareli İş Mahkemesinde SGK'ya karşı dava açtı. Bir anonim şirkete ait işyerinde 11 Eylül 1989'da işe başladığını, işe giriş bildirgesinin verildiği ama yalnızca bir gün çalışmış gösterildiğini belirterek tüm sigorta kolları bakımından sigorta başlangıcının bu tarih olarak tespitini istedi. İş Mahkemesi 8 Aralık 2017'de davayı kabul etti; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi de SGK'nın istinaf başvurusunu reddetti.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise 4 Mart 2020'de kararı bozdu. Gerekçe, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 3. maddesinin ikinci fıkrasına 1987'de 3395 sayılı Kanun'la eklenen (D) bendiydi: Bu bende göre el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlara yalnızca iş kazası, meslek hastalığı, analık ve hastalık sigortası uygulanıyor; malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası ise ancak isteğe bağlı olabiliyordu. Bent 2003'te 4958 sayılı Kanun'la kaldırıldı ama geriye yürüyen bir düzenleme yapılmadı. Daire, 9 Temmuz 1987 ile 5 Ağustos 2003 arasında bu nitelikte geçen hizmetin uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık sayılamayacağını kabul etti. Bozmaya uyan İş Mahkemesi 5 Kasım 2020'de davayı reddetti, Yargıtay 21 Nisan 2021'de onadı.
Aynı koşullar, farklı sonuç
Şendir, yargılama boyunca kendisiyle aynı durumdaki işçilerin açtığı davaların kabul edildiğini ve bu kararların Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ile kapatılan 21. Hukuk Dairesi tarafından onandığını ileri sürdü. AYM kararında sayılan emsallerde, işverene bağlı olarak el halıcılığı dokuma işinde çalışmaya başlayan davacıların işe başlama tarihleri tüm sigorta kollarına tabi sigorta başlangıcı olarak tespit edilmişti.
AYM'ye göre Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının parçası olan gerekçeli karar hakkı, mahkemelerin davanın sonucuna etkili iddia ve itirazları karşılamasını gerektiriyor. Somut olayda Mahkeme de Yargıtay da yalnızca bozma kararına atıf yaptı. AYM'nin tespitiyle, benzer davalarda kabul kararları verildiği ve onandığı yönündeki iddiaya ilişkin "Mahkemece ve Dairece herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür"; aynı koşullardaki çok sayıda işçinin davası kabul edilirken başvurucunun davasında neden farklı uygulama yapıldığı açıklanmadı.
Sonuç: Yeniden yargılama
AYM, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine hükmetti; ihlalin sonuçlarının giderilmesi için dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere Kırklareli İş Mahkemesine gönderdi ve 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verdi. AYM, ihlal kararının davanın kabulü ya da reddi yönünde bir tutum anlamına gelmediğini, sonucu yeniden yargılamada mahkemenin belirleyeceğini de vurguladı.
Neden önemli?
Karar, 1987-2003 arasında el halıcılığı dokuma işinde çalışan işçilerin emekliliğini doğrudan etkileyen bir düzenlemenin bıraktığı eşitsizliğe ışık tutuyor. Aynı koşullarda çalışmış işçilerden birinin hizmeti sayılıp diğerininki sayılmadığında, yargı en azından bunun nedenini açıklamak zorunda. Benzer dosyası reddedilen işçiler için AYM kararı, emeğin sigortalılık hakkını arama yolunda önemli bir dayanak.


