Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesinde, Demir Madencilik AŞ'ye ait kömür ocağında 23 Ekim'de meydana gelen ve 3 madencinin yaşamını yitirdiği, 5 madencinin yaralandığı grizu patlamasına ilişkin soruşturmada 3 kişi gözaltına alındı. Anadolu Ajansı'nın 24 Ekim tarihli haberine göre Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında işletme müdürü M.S.D., iş sağlığı ve güvenliği uzmanı E.Y. ve maden mühendisi Y.Ç. gözaltına alındı; şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

Yerel Pusula gazetesi, gözaltı kararının önce M.S.D. ile E.Y. hakkında verildiğini, ardından Y.Ç.'nin de gözaltına alındığını ve şüphelilerin işlemlerinin ardından bugün Zonguldak Adliyesi'ne sevk edilmesinin beklendiğini yazdı. Yerel Tempo gazetesi M.S.D.'yi "Demir Madencilik sahibi" olarak tanıtırken AA ve Evrensel aynı kişiyi işletme müdürü olarak aktardı. Haberin yayımlandığı saatte şüpheliler hakkında tutuklama ya da adli kontrol kararı açıklanmamıştı.

Patlamanın ayrıntılarını ve şirketin rödövans geçmişini Gelik'te grizu patlaması: 3 madenci öldü başlıklı haberimizde aktarmıştık.

MMO: "Önlemler biliniyor"

TMMOB Maden Mühendisleri Odası (MMO), patlamanın Gelik Mahallesi'ndeki 12 numaralı rödövanslı sahada meydana geldiğini belirtti. Odaya göre yaralı işçilerden ikisi Ankara Şehir Hastanesi'ne sevk edildi, üç işçinin tedavisi Zonguldak'ta sürüyor. MMO, metan birikimine bağlı patlama riskinin "uygun şekilde projelendirilmiş ve etkin olarak işletilen havalandırma sistemleri, düzenli gaz ölçümleri ve sürekli izleme sistemleri, gerekli kontrol sondajları, metan drenajı, patlamaya karşı korumalı ekipmanların kullanılması" ve etkin denetimle kontrol altına alınabileceğini vurguladı.

Oda, Soma ve Çayırhan'daki göçüklerle Zonguldak'taki patlamanın arkasında "işçi sağlığı, iş güvenliği politikalarının ve uygulamalarının yetersizliği, etkin kamusal denetim mekanizmalarının eksikliği ve insan yaşamının önüne geçen kâr odaklı üretim anlayışı" bulunduğunu belirterek bağımsız ve tarafsız bilirkişi incelemesi istedi.

"Kader, kaza ya da fıtrat değil"

Evrensel'in derlediği açıklamalarda Türk Tabipleri Birliği, "Emekçilerin yaşamını kâr hırsına teslim eden özelleştirmeye, taşeronlaştırmaya, esnek ve güvencesiz çalışma rejimine" son verilmesini istedi. TMMOB, iş güvenliğini "maliyet unsuru olarak gören" politikaları tablonun temel nedeni olarak gösterdi. Eğitim-İş "Emekçinin canı, patronun kârından değerlidir" derken Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği sorumlulukların eksiksiz ortaya çıkarılmasını istedi.

Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz da ocağın girişinde yaptığı açıklamada, Zonguldak'ta madencilerin "açlık, ölüm ve işsizlik üçgeni"ne hapsedildiğini söyledi: "Ya aç kalacaklar, ya işsiz kalacaklar ya da maden ocaklarına girecekler."

Soruşturma nereye kadar uzanacak?

Gözaltılar ocaktaki yönetici ve teknik personelle sınırlı. Oysa kamuya ait kömür sahasını üretim payı karşılığında özel şirkete devreden rödövans düzeni, iş güvenliğini patronun maliyet hesabına bağlıyor. Soruşturmanın şirket yönetimini, sahayı devreden Türkiye Taşkömürü Kurumu'nu ve ocağı denetlemesi gereken kamu kurumlarını kapsayıp kapsamayacağı, gaz ölçüm kayıtlarının ve denetim raporlarının kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmayacağı belirsizliğini koruyor. Madenciler ve aileleri için adalet, yalnızca ocaktaki birkaç kişinin değil, bu kâr düzenini kuran ve göz yumanların da hesap vermesiyle mümkün olacak.